Psiri

Modern Yunan uygarlığının kurulmasından bu yana Psiri düzen karşıtlarına ve işçi sınıfına ev sahipliği yapmıştır. 18. yüzyılda Mangalar – haşhaş içen ve genel karışıklığa yol açan suçlular – şehrin yönetimindeydi. En ünlü Manga grubu, Koutsavakides, uzun bıyıkları, sivri uçlu ayakkabıları, dar pantolonları ve silahlarını sakladıkları kuşakları ile tanınırdı. Psiri’yi merkez olarak alan bu grup 1893 yılında Başbakan tarafından uzaklaştırılmadan evvel 50 yıl boyunca Atina’yı yağmalamıştır.

Psiri aynı zamanda ünlü bir şair olan Lord Byron’a da Atina’da kaldığı süre içinde ev sahipliği yapmıştır. Lord Byron, ünlü “Maid of Athens” şiirini burada yazmıştır.

20. yüzyıl boyunca Psiri, deri atölyeleri ve küçük fabrikalarla dolu bir işçi sınıfı bölgesi olmuştur. Yıllar önceki bir yasa değişikliği ile bölge burjuvalaştırılmıştır ve yaratıcılığın merkezi haline getirilmiştir. Bu gelişmeden sonra genç yatırımcılar bölgeye akın ederek sanat ve zanaat atölyeleri, yenilikçi şirketler, butikler, kafeler ve restoranlar, galeriler ve tiyatrolar açmıştır. Tüm bunların sonucunda eski ve yeninin harika bir karışımı ortaya çıkmıştır; başka bir deyişle, eski gelenekler modern yorumlar ile bir araya gelmiştir.

Psiri, modern kimliğini oluşturabilmek için yüce bir geçmişe sahip olan Atina’nın karmaşık ruhunu anlamak isteyen gezginler için harika bir rotadır. Psiri’de kaldığınız sürece şehrin tüm tarihi hazinelerine yürüyerek ulaşabilecek, yerel Atinalıların günlük hayatına yepyeni bir pencereden bakabileceksiniz. Yaşlı, genç, geleneksel veya modern – Psiri’nin her zevke uygun bir tarafı mutlaka var.